Eğitim sistemimizde müfredattan ideolojik yaklaşımlara kadar pek çok başlıkta ciddi tartışmalar yaşandığı bir gerçek… Öğretmenin sınıf içindeki etkisinin, veliler eliyle adım adım aşındırılması. Ancak bugün, bu geniş sorun alanlarını bir kenara not ederek, daha görünmez ama en az onlar kadar önemli bir başka probleme odaklanmak gerekiyor:
Eğitim sistemimizde müfredattan ideolojik yaklaşımlara kadar pek çok başlıkta ciddi tartışmalar yaşandığı bir gerçek… Öğretmenin sınıf içindeki etkisinin, veliler eliyle adım adım aşındırılması. Ancak bugün, bu geniş sorun alanlarını bir kenara not ederek, daha görünmez ama en az onlar kadar önemli bir başka probleme odaklanmak gerekiyor:
Öğretmenin sınıf içindeki etkisinin, veliler eliyle adım adım aşındırılması.
Çünkü artık mesele sadece eğitim politikaları değil;meselenin tam merkezinde, öğretmenin sınıftaki otoritesinin nasıl zayıflatıldığı var.
Ve görünen o ki, bu zayıflama dışarıdan değil,doğrudan sistemin içinden, veli baskısı üzerinden gerçekleşiyor.
Son yıllarda CİMER üzerinden yapılan başvuruların önemli bir kısmını eğitimle ilgili şikayetler oluşturuyor. Ancak bu şikayetlerin içeriği incelendiğinde, ortaya çıkan tablo eğitim camiasında ciddi bir rahatsızlık doğurmuş durumda.
Öğretmenlerin verdiği ödevden, sınıf içi disiplin uygulamalarına; sınav notlarından, öğrenciye yönelik uyarılara kadar pek çok konuda yapılan şikayetler, eğitim sisteminin işleyişine dair önemli soru işaretlerini beraberinde getiriyor.
Eğitimcilerin en büyük şikâyeti şu noktada yoğunlaşıyor:
Eskiden öğretmen sınıfın otoritesiydi.Bugün ise birçok öğretmen, “şikayet edilir miyim?” endişesiyle hareket etmek zorunda kalıyor.
Disiplinin zayıflamasınaÖğretmenin karar alma gücünün azalmasınaSınıf yönetiminin zorlaşmasınaneden oluyor.
Velilerin eğitim sürecine dahil olması elbette önemli. Ancak son dönemde ortaya çıkan tablo, “katkı” ile “müdahale” arasındaki çizginin bulanıklaştığını gösteriyor.
Düşük not verildi diye şikayetDisiplin uygulandı diye şikayetÖğrenciye uyarı yapıldı diye şikayetBu durum, öğretmenin pedagojik yetkisini fiilen tartışmalı hale getiriyor.
Uzmanlara göre eğitim sisteminde üç temel unsur vardır:
ÖğretmenÖğrenciVeliAncak bu üçlü arasındaki denge bozulduğunda sistem de sağlıklı işlemez.
-Öğretmenin otoritesi zayıflıyor-Velinin etkisi artıyor-Öğrenci ise bu boşlukta yön kaybı yaşayabiliyor
SORUNUN KÖKENİ: GÜVEN EKSİKLİĞİBu tablonun arkasında yatan en önemli nedenlerden biri, öğretmene duyulan güvenin aşınması.
öğretmenin mesleki yetkinliğine duyulan güven üzerine kurulur.
Öğretmen inisiyatif kullanamazEğitim mekanikleşirKalite düşer
Ortaya çıkan bu tabloyu tersine çevirmek için:
Öğretmenin mesleki otoritesi yeniden güçlendirilmeliVeli-öğretmen ilişkisi sağlıklı bir zemine oturtulmalıŞikayet mekanizmaları suistimale açık olmaktan çıkarılmalı
Eğitim politikalarında öğretmen merkezli yaklaşım yeniden tesis edilmeli
Bugün yaşanan sorun basit bir “şikayet artışı” meselesi değil.
Bu, doğrudan eğitim sisteminin kalbini ilgilendiren bir mesele.
Karar veremez hale gelirseSürekli baskı altında kalırsaVelinin onayına bağlı bir figüre dönüşürseo zaman eğitim sistemi işlevini yitirir.
Çünkü eğitimi ayakta tutan ne binadır ne de başka bir şey… Eğitimi ayakta tutan öğretmendir.






